• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/DuaKutuphanesi
  • https://plus.google.com/102328160961844257534/posts
  • https://www.twitter.com/DuaKutuphanesi
Kelime-i Şehadet
Takvim
Hediyelik Dualar
Kur'an-ı Kerim
Evliyalar Ansiklopedisi
Büyük Şafii Fıkhı
 Büyük Şafii Fıkhı
Hayatu's Sahabe

Nuaym Bin Mesud (R. Anha) Kimdir?

Nuaym Bin Mesut radıyallahu anh uyanık, zeki bir genç…




Nuaym Bin Mesut radıyallahu anh uyanık, zeki bir genç… Olaylar karşısında güçlük çekmeyen, harbin hile olduğunu bilen bir kahraman… Hâdiseleri kavrayışta ve çözümlemede becerikli bir yiğit…

Nuaym Bin Mesut, Hendek harbi esnasında İslâm’la şereflendi. İsmi Nuaym olup Gatafan kabilesindendir. Müslüman olmadan önce para ve eğlenceye düşkün bir kimseydi. Arzu ve isteklerini tatmin için Necid çöllerinden kalkar Yesrib’e gelirdi. Benî Kureyza yahudileriyle sıkı ilişki içindeydi. Mekke vâdileri İslâm nuruyla aydınlandığı sıralarda o, gününü gün ediyordu. Zevk ve eğlencelerine engel olmasından korktuğu için yeni din İslâm’dan şiddetle uzak durmaya çalışıyordu. Fakat Allah Tealâ onun gönlünü Ahzab günü İslâm’ın nuruna hazırladı.

HARP HİLEDİR

O, Hendek gazvesinde kendine yeni bir sayfa açtı. “Harp hiledir” düstûrunun şaheser bir hikâye kahramanı oldu. İslâm’a girişi şöyle gerçekleşti:

Hicretin beşinci senesiydi. Medine’li müslümanları, dışardan Kureyş ve Gatafan kabileleri, içerden Benî Nâdir ve Benî Kureyza yahudileri kuşatıp yeni dinin kökünü kazımak istediler. Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz de o günlerde Medine’de Benî Kureyzâ yahudileriyle bir barış antlaşması imzalamıştı. Benî Nadir’in ileri gelenleri Benî Kureyza’yı kışkırtmaya başladılar. Bu defa felâketin Müslümanların başına geleceğini söylediler. Yaptıkları anlaşmayı bozmalarını ısrar ettiler. Onlar da Mekke ve Necidden iki ordunun geldiğini görünce antlaşmayı bozdular.

Bu haber Müslümanların arasına yıldırım gibi düştü. Kureyş ile Gatafan kabileleri Medine’yi kuşatmış halka gelen erzak yolunu kesmişlerdi. Benî Kureyza da içerden Müslümanların arkasında hazırlık yapıyordu. Fitne ortalığı kaplamıştı. Münâfıklar boş durmuyordu. İçlerinde gizlediklerini açığa vurup şöyle diyorlardı: “Muhammed bize, Kisrâ ve Kayser’in hazinelerine sahip olacağımızı vadediyor. İşte bugünkü durumumuz. Bizler ihtiyaç için tuvalete gitmekten bile korkar hale geldik.”

Kalplerinde hastalık olanlar ortalığı bu şekilde fitneye verdiler. Beni Kureyzâ’nın yapacağı baskında kadınlarına, çocuklarına ve evlerine zarar geleceğini düşünerek guruplar halinde ayrılmaya başladılar. Bu kuşatma yirmi gün kadar sürdü. Her iki tarafta da açlık, sefalet baş gösterdi. Atları, develeri ölmeye başladı. Soğuktan askerler dahi kırılmaya yüz tuttu.

HARP HİLESİ

Resûl-i Ekrem (s.a.) Efendimiz devamlı Rabbine sığınarak:“Allah’ım! Senden bana vadettiğin yardımı istiyorum!… Allah’ım! Senden bana vadettiğin yardımı istiyorum…” diye duâ ediyordu.

Bu duâyı gece gündüz tekrar edip duruyorken bir gece yarısı Gatafan kabilesinden Nuaym’ın gönlüne bir kıvılcım düştü. Sabaha kadar onu uyku tutmadı. İçinden bir ses ona: “Yazıklar olsun sana Nuaym !.. Seni Necid gibi uzak yerden getiren sebep nedir? Senin gibi akıllı birisine sebepsiz yere harp etmek yakışır mı? Sen onunla ne gasbedilmiş bir hakkı geri almak için ne de tecavüze uğramış bir ırzı korumak için savaşıyorsun. Sen bilinmeyen bir sebeple onunla harp etmeye geldin!…” diyerek sesleniyordu. Kendi kendine bir iç muhasebesi yapan Nuaym gece karanlığında kalkıp Resûlullah (s.a.) Efendimizin yanına gitti. Resûl-i Ekrem (s.a.) Efendimiz ona: ” Nuaym İbni Mes’ud sen misin?” dedi. O da: “Evet benim.” dedi. “Bu saatte gelmene sebep nedir ? ” dedi. Bunun üzerine Nuaym, Kelime-i Şehadet getirdi ve şunları söyledi: “Ya Resûlallah ! Ben Müslüman oldum. Yalnız kavmimin bundan haberi yok. Şimdi bana dilediğini emret !…” dedi. İki Cihan Güneşi Efendimiz de ona: “Kavmine git ve düşmanımızın gayret ve gücünü zayıflat. Çünkü harp hiledir.” buyurdu.

Nuaym Bin Mesut (r.a.) Fahr-i Kâinat (s.a.) Efendimizi memnun edebilmek için kabileler arası diplomasi trafiğine başladı. Her kabilenin kabul edeceği tarzda fikirler üretti. Önce Benî Kureyza’ya gitti ve onlara: “Burası sizin memleketiniz. Mallarınız, çoluk çocuğunuz ve kadınlarınız var. Başka bir yere gidecek haliniz yok. Ama Kureyş ve Gatafan öyle değil. Harbi kazanırsa ganimet bilirler. Kazanamazlarsa güven içinde memleketlerine dönerler…” diyerek onları vazgeçirmeye çalıştı. Hatta onların eşrafından bazı adamları yanlarına alarak rehin tutmalarını teklif etti. Oradan çıktı Kureyş ve Gatafan’a geldi. Onlara da: “Beni Kureyza’nın Muhammed’le anlaştığını ve Kureyş ile Gatafan eşrafından birçok adamlar alıp ona teslim, edeceğini” söyledi.

Ebû Cehil Benî Kureyza’yı denemek için oğlu İkrime’yi gönderdi. İkrime onlara vardığında: “Babamın selâmı var. Burda eğlenip durmamız uzadı. Artık bizde usandık. Yarın çarpışmaya karar verdik.” dedi. Onlar: “Yarın Cumartesidir. Biz o gün hiçbir iş tutmayız. Sonra yanımızda rehin kalmaları için sizden ve Gatafan eşrafından yetmiş kişiyi bize vermedikçe sizinle birlikte harp etmeyiz.” cevabını verdiler. İkrime kavmine döndü ve duyduklarını anlattı. Onlar da hep bir ağızdan: “Vay aşağılık maymunlar!.. Vallahi bizden rehine olarak bir koyun bile isteseler yine vermeyiz.” dediler.

Nuaym (r.a.) bu şekilde düşmanları birbirine düşürdü. Aralarındaki anlaşmaları bozmada başarılı oldu. Gece yarısı bir de şiddetli rüzgâr çıktı. Fırtına çadırlarını başlarına yıktı. Kazanlarını devirdi. Ateşlerini söndürdü. Perişan bir vaziyette karanlıkta çekip gitmek zorunda kaldılar.

Sabah olunca müslümanlar, düşmanların kaçıp gittiğini gördü ve: “Kuluna yardım eden Allah’a… Askerini aziz kılan… Kabileleri tek başına yenen Allah’a hamd olsun…” dediler.

O günden sonra Nuaym Bin Mesut (r.a.) Resûl-i Ekrem (s.a.)’in güven kaynağı oldu. O’nun verdiği hiçbir vazifeyi aksatmadı. Onunla birlikte harplere katıldı. Onun önünde sancak taşıdı.

Mekke fethi günü Ebû Süfyan İbni Harp, müslüman askerleri’ni seyretmek üzere durduğunda, Gatafan’ın sancağını taşıyan bir adamı gördü ve yanındakilere: “Bu kim?” diye sordu. Onlar da: “Nuaym İbni Mesûd…” dediler. Bunun üzerine Ebû Süfyan şunları söyledi: “Hendek savaşında bize yaptığı neydi!… O, Muhammed’in en büyük düşmanıyken şimdi onun önünde kavminin sancağını taşıyor…”

Allah her zaman mü’minlerin yardımcısıdır. Yeter ki gönlümüzü O’na tam verelim. Dinde muhlisler olarak yaşayalım. Göz yaşlarıyla samimi duâlara devam edelim. Allahu Teala bu dualar hürmetine nice Nuaym’ler çıkarır. Cemel vakasında vefat ettiği rivayet edilen Nuaym Bin Mesut (r.a.)’un şefaatlerini niyaz ederiz.

Paylaş |                                         Yorum Yaz - Arşiv   95 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Üyelik Girişi
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam7
Toplam Ziyaret57940
Editörün Seçtikleri
Kütübü Sitte
Dua İstiyorum