• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/DuaKutuphanesi
  • https://plus.google.com/102328160961844257534/posts
  • https://www.twitter.com/DuaKutuphanesi
Kelime-i Şehadet
Takvim
Hediyelik Dualar
Kur'an-ı Kerim
Evliyalar Ansiklopedisi
Büyük Şafii Fıkhı
 Büyük Şafii Fıkhı
Hayatu's Sahabe

Delâil-ül Hayrat

Rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla…

Allah Teâlâ  Efendimiz Muhammed’e,  âli ve ashabına sâlat ve selâm eylesin.

Allah’ım!  Nebin, Efendimiz Muhammed’in (s.a.v) senin yanındaki mertebesi, senin ona, onun da sana olan muhabbetinin ve seninle onun arasındaki sırrın hatırına; ona, âline ve ashabına salât ve selâm etmeni   istiyorum.

Ona muhabbetimi  kat  kat artır. Kendisinin ve mertebelerinin hatırına onu, bana tanıt.

Onun yolundan gitmeye, edebini  ve sünnetini yaşamaya beni muvaffak kıl.

Bu konuda bana azim ver. Efendimiz’i (s.a.v) görmekle beni şereflendir.

Kendisiyle konuşmayı lutfederek beni sevindir.

Müşkilleri, engelleri, aracıları ve perdeleri aradan kaldır. Kulaklarımı onun tatlı hitabı ile nasiplendir.

Bana Efendimiz’in (s.a.v) ilim ve irfanından faydalanmak nasip eyle, Allah’ım!...

Ona olan Salâtımı; öyle tam, tertemiz ve ışıl ışıl bir nur kıl ki o nur, her türlü zulmü, karanlığı, şüpheyi, şirki, küfrü, yalan ve günahı silip yok etsin. Ve o salâtı arınmama sebep kıl.

Beni bu salâvat sayesinde, ihlâs makamının zirvesine ulaştır. Tâ ki senden başkasına kulluk yapılamayacağı hususunda, içimde hiçbir şüphe kalmasın. Böylece senin huzuruna lâyık olayım, hususi dostların arasına katılayım.

Bütün bunları her zaman Resûlullah’ın (s.a.v) edebine ve sünnetine sımsıkı tutunarak, onun yüce şahsiyetinden medet umarak yapmamı nasip eyle.

Ey Allah! Ey nur! Ey hak! Ey mübin! 

Ey Allah! Ey nur! Ey hak! Ey mübin!

Ey Allah! Ey nur! Ey hak! Ey mübin!

Allah Teâlâ Efendimiz Muhammed’e onun âli ve ashabına salât ve selâm eylesin.

Şeyh, imam, büyük veli, meşhur kutup, mukarrebin makamındaki velilerin sultanı, hakikat ehli olan âlimlerin kutbu, âriflerin seyyidi, apaçık sırlar ve kerametler sahibi, Efendim Ebû Abdullah Muhammed b. Süleyman el-Cezûli (r.a) şöyle demiştir:

İman ve İslâm nimetiyle bizleri hidayete sevkeden Allah’a hamdolsun.

Bizleri putlara tapmaktan peygamberi aracılığıyla kurtaran Allah’ın nebisi olan Efendimiz Muhammed’e ve onun seçkin, samimi, cömert âl ve ashabına salât ve selâm olsun…

Bu kitabı yazmaktan maksadım, Peygamber Efendimiz’e (s.a.v ) salât getirmeyi ve onun faziletlerini anlatmaktır. Okuyucunun ezberlemesini kolaylaştırmak için salât ve selâmların senedlerini zikretmedim. Zira bu salâvat-ı Şerifeler, sultanların ve efendilerin de rabbi olan Allah’a yakınlaşmak isteyen biri için, en önemli vesilelerdendir.

Allah Teâlâ’nın rızâsı ve onun yüce resûlü Efendimiz Muhammed’in (s.a.v) muhabbetini arzu ederek bu kitaba, Delâilü’l-Hayrât ve Şevâriku’l-Envâr fi Zikri’s-Salât ale’n-Nebiyyi’l-Muhtâr (Seçilmiş Peygamber’e okunacak ve hayırlara sevkeden nurların kaynağı olan salâvat-ı Şerifeler ) adını verdim.

Allah Teâlâ’dan isteğimiz, bizi Peygamber’inin sünnetine tâbi olanlardan, onun kâmil zatına muhabbet duyanlardan eylemesidir.

Zira Allah Teâlâ, bu isteğimizi yerine getirmeye güç yetirir. Ondan başka ilâh yoktur. İyilik ve güzellik sadece ona aittir.

O ne güzel dost ve ne güzel yardımcıdır. Bütün güç ve kuvvet sadece yüce Allah’a aittir.

Nebî Efendimiz’e (s.a.v) Salâvat Okumanın Fazileti

Allah (c.c) şöyle buyurur:

“Şüphesiz Allah ve melekleri, peygambere çokça salât etmektedirler. Ey müminler! Siz de ona salât edin ve tam bir teslimiyetle selâm verin”  (Ahzâb 33/56)

Rivayet edildiğine göre bir gün Resûlullah (s.a.v), yüzünde büyük bir sevinç ifadesi ile geldi ve şöyle buyurdu:

“Cebrâil (a.s) geldi ve ‘Ey Muhammed! Ümmetinden kim sana bir kere salât okursa, ben ona on kere salât ederim. Bu kişi sana bir kere selâm ederse ben ona on kere selâm ederim. Bu durum seni hoşnut etmez mi?’ dedi.”

Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

“İnsanların bana en lâyık olanı, bana en çok salât getirenidir.”

“Bana salavat getiren kimseye, salât okuduğu müddetçe melekler salât eder. Buna göre insan, isterse salâtını azaltsın isterse çoğaltsın.”

“Yanında anıldığım halde bana salât ve selâm getirmemesi kişiye cimrilik olarak yeter.”

“Cuma günü bana, çokça salât getirin.”

“Ümmetimden kim bana bir kere salât getirirse kendisine on iyilik yazılır ve kendisinden on kötülüğü de silinir.”

“Kim ezanı işittiği zaman, ‘Ey şu faydalı davetin ve kılınacak namazın sahibi olan Allahım! Muhammed’e vesileyi ve fazileti ver! Kendisine vaat ettiğin makam-ı mahmuda, onu ulaştır’ derse, kıyamet gününde o kişiye şefaatim helâl olur.”

“Kim (yazdığı) bir kitapta bana salât getirirse, o salât kitapta kaldığı sürece, melekler ona salât ederler.”

Ebû Süleyman ed-Dârânî (ö.215/830) şöyle demiştir:

“Bir kimse Allah Teâlâ’dan bir şey isteyeceği zaman Nebî’ye (s.a.v) salât ve selâmı artırsın. Daha sonra isteğini Allah’a arzetsin. Yine duasını, Nebî’ye(s.a.v) salât okuyarak tamamlasın. Zira Allah Teâlâi iki salât arasında kişinin yaptığı duayı kabul eder. Çünkü o kerem sahibi Allahi iki salât arasında kabul edilmedik hiçbir istek bırakmaz.”

Resûlullah’tan (s.a.v) şöyle buyurduğu nakledilmektedir:

“Kim bana Cuma günü yüz kere salât ve selâm okursa, onun seksen senelik günahı bağışlanır.”

Ebû Hüreyre’den (r.a) nakledildiğine göre Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

“Bana salât ve selâm getiren kimse için sıratta bir nur yaratılır. Bu nur sahibi, sıratta iken cehennem ehlinden olmaz.”

“Kim bana salât ve selâm getirmeyi unutup ihmal ederse, cennet yolunu şaşırır.”

Bu hadis-i şerifte unutmaktan kasıt terketmektir. Zira Resûlullah’a (s.a.v) salât ve selâm okumayı terkeden kişi, cennet yolundan uzaklaştığına göre; salât ve selâm okuyan kişi de cennet yoluna girecek demektir.

Nitekim Abdurrahman b. Avf’tan (r.a) nakledildiğine göre Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

“Cebrâil (a.s) bana geldi ve şöyle dedi: ‘Ey Muhammed! Ümmetinden sana salât okuyana yetmiş bin melek salât okur. Meleklerin salât okuduğu kimse ise cennet ehlinden olur.’ ’’

“Bana çokça salât okuyanınız, cennette en çok zevce alanınız olacaktır.”

“Hürmetinden dolayı kim bana bir salât okursa, Allah (c.c) , okuduğu bu salât-ı şerifenin lafzından bir melek yaratır. Meleğin bir kanadı doğuda, diğer kanadı batıda, iki ayağı yedi kat yerin altında, boynu ise arş-ı âlâya kadar yükselir.Allah Teâla bu meleğe şöyle der:                                                

                   ‘Bu kulum resûlüme salât okuduğu gibi, sen de onun günahları için Allah’tan af dile. Ve o melek, kıyamete kadar o kul için Allah’tan tövbe istiğfar ister.’ ”

Resûlullah’tan (s.a.v) şöyle rivayet edilmiştir:

“ Kıyamet günü havz-ı kevsere bir grup insan gelir. Ben onları, ancak bana çokça salât getirdikleri için tanırım. “

“ Kim bana bir kere salât ederse, Allah Teâlâ ona on kat rahmet gönderir. Bana on salât okuyana, Allah Teâlâ yüz kat rahmet gönderir. Kim bana yüz kere salât okursa Allah Teâlâ, ona bin kat rahmet ikram eder. Ve bana bin kere salât okuyanın cesedini, Allah Teâlâ ateşte yakmaz. O kulu, dünya hayatında ve âhiret suali sırasında hak söz ile kararlı ve sağlam kılar.
Daha sonra onu, cennetine koyar. Onun okuduğu salâvat, kıyamet günü sırat üzerinde beş yüz yıllık mesafeyi gösteren (muazzam) bir nur olur.
Ve Allah Teâlâ bana salât ve selâm okuyan kişiye, okuduğu her salât karşılığında cennette bir köşk verir. Okuduğu salât ister az, ister çok olsun. “

Nebî (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “ Üzerime salât getiren kulun ağzından, salâvat süratle çıkar. Uğramadık kara, deniz, doğu ve batı yerleri bırakmaz. Ve şöyle der: ‘Ben yaratılmışların en hayırlısı, seçkin kul Muhammed’e, falan oğlu falanın okuduğu salât ve selâmım.’
Bunun üzerine (canlı-cansız, karada-denizde) her şey onun üzerine salât ve selâm eder.
Bu salât ve selâmdan yetmiş bin kanadı, kanatlarının her birinde yetmiş bin tüy, her tüyde yetmiş bin yüz(sûret), her yüzde yetmiş bin ağız, her ağızda her biri yetmiş bin ayrı lisanda konuşan ve yetmiş bin dili olan bir kuş yaratılır. Bunlar Allah Teâlâ’yı tesbih ederler.
Allah (c.c) , bütün bu okunan tesbihatın sevabını, salâvat-ı şerife okuyan o kulun sevap hanesine yazar.

Ali b. Ebû Tâlib’den (r.a) nakledildiğine göre, Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

“Cuma günü bana yüz defa salâvat-ı şerife okuyan kimse, kıyamet günü beraberinde bir nur olduğu halde gelir. Bu nur, bütün yaratıklar arasında taksim olunsa, herkese yeter.”

Bazı haberlerde şöyle zikredilmektedir: 
“Arşın sütununa, ‘Bana müştak (çok arzulu, istekli) olana merhamet ederim. Benden isteyene veririm. Muhammed’e salâvat getirmek suretiyle bana yakınlaşan kimseyi, günahları deniz dalgaları köpüğü kadar da olsa bağışlarım’ diye yazılmıştır. “

Sahâbe-i kirâmdam biri şöyle anlattı: 
“Muhammed’e (s.a.v) salât ve selâm okunan her meclisten, semanın ortasına kadar ulaşan güzel bir koku yükselir. Melekler şöyle derler:
‘ Bu, Muhammed’ e (s.a.v) salât ve selâm okunan meclisten geliyor.’

Bazı haberler de ise şöyle anlatılır:
“ Mümin bir erkek veya kadın, Muhammed’e (s.a.v) salâvat okumaya başladığı zaman, semanın kapıları ve perdeleri arşa kadar kendisine açılır.
Bu durumda semalarda Muhammed’e (s.a.v) salât ve selâm getirmedik hiçbir melek kalmaz. Salât ve selâm getiren bu mümin erkek veya kadına her bir melek Allah’ın dilediği kadar mağfiret talebinde bulunurlar.”

Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
“İsteği gerçekleşmeyen kimse, bana çokça salât ve selâm okusun. Çünkü salât ve selâm; kederleri, kaygıları ve tasaları giderir, rızkları çoğaltır, hâcetleri yerine getirir.”

Salih zatlardan birinden şöyle nakledilmiştir:
“Benim bir komşum vardı. Âlimlerin yazdığı kitapları yazarak çoğaltırdı. Vefat ettikten sonra onu rüyamda gördüm: ‘ Allah Teâlâ sana nasıl muamele etti? diye sordum.
‘Beni bağışladı’ deyince, ‘ Hangi amelin buna sebep oldu? ‘ diye sordum.’ Peygamberimiz’in (s.a.v) adını kitaba yazdığım zaman, mutlaka onun üzerine salât ve selâm getirirdim. Bu sebeple rabbim bana, hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği, hiçbir kimsenin gönlünde bile hayal edemediği bir nimet verdi’ dedi.”

Enes (r.a) , Resûlullah’ın (s.a.v) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
“ Sizden birinize ben; kendisinden, malından, çoçuğundan, anne babasından ve bütün insanlardan daha sevimli olmadıkça (kâmil manada ) iman etmiş olmaz.”

Hz. Ömer (r.a) bir keresinde Resûlullah’a (s.a.v), “ Ey Allah’ın Resûlü! Sen bana nefsim hariç her şeyden daha sevimlisin! “ dedi.
Bunun  üzerine Resûlullah Efendimiz (s.a.v) , “ Ey Ömer!  Ben sana nefsinden daha sevimli olmadıkça olgun mümin olmazsın “ buyurdu.
Ömer (r.a), “ Kur’ân-ı Kerîm’i sana indiren yüce Allah’a yemin olsun ki, ey Allah’ın Resûlü! Sen bana nefsimden daha sevimlisin! ’’ dedi.
Resûlullah Efendimiz (s.a.v) bu söz üzerine, “ Ey Ömer! İşte bu şekildeki imanın şimdi kâmil oldu” buyurdu.

Yine bir defasında Resûlullah Efendimiz’e (s.a.v), “ Ne zaman kâmil bir mümin veya sadık bir mümin olurum?” diye soruldu. Resûl-i Ekrem (s.a.v) , Allah’ı sevdiğin zaman” buyurdu.
“ Peki, Allah Teâlâ’yı nasıl sevebilirim?” denildiğinde de şu cevabı verdi:
“Allah Resûlü’nü sevdiğin zaman!” “Allah Resûlü’nü ne yaptığım zaman daha çok sevmiş olurum? sorusuna ise şöyle cevap verdi: “O’nun Resûlü’nün yoluna tâbi olur, sünnetini işler, onun sevdiğini sever, buğzettiğine buğzeder, dostluk kurduğu kimseyle dost olur, düşmanlık yaptığına da düşmanlık edersen, onu sevmiş olursun. Zira insanlar iman konusunda farklı farklıdır. İnsanların imanlarındaki olgunluk, bana olan sevgileri ile ölçülür. Aynı şekilde insanlar küfür konusunda da farklıdırlar. İnsanların küfürlerinin derecesi de bana olan düşmanlıkları ile ölçülür.
Dikkat edin! O Peygamber’e muhabbeti olmayanın imanı yoktur! 
Dikkat edin! O Peygamber’e muhabbeti olmayanın imanı yoktur!
Dikkat edin! O Peygamber’e muhabbeti olmayanın imanı yoktur!

Resûlullah Efendimiz’e (s.a.v) şöyle soruldu: 
“Bir mümini huşû içinde diğer bir mümini de huşû hali dışında görüyoruz. Bu farklılığın sebebi nedir?” 
Bunun üzerine Resûlullah Efendimiz (s.a.v) , 
“İmanının tadını alan mümin, huşû sahibi olur. İmanının tadını alamayan mümin ise huşû sahibi olmaz!” buyurdu.
“Peki, imanın tadı nasıl elde edilir, ona nasıl ulaşılır? Diye sorulunca Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurdu:
“O’na Allah sevgisinde sadık olmakla ulaşılır.” 
“Allah sevgisi ne ile elde edilir veya ne ile kazanılır?” diye sorulunca, Resûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) şöyle cevap verdi:
“Allah’ın Resûlü’ne muhabbetle elde edilir. Bu sebeple siz, Allah ve Resûlü’nün rızâsını, her ikisine de muhabbet beslemekte arayınız.”

Resûlullah Efendimiz’e (s.a.v) şöyle soruldu:
“Kendilerine muhabbet duymamız, onları yüceltmemiz ve hürmette bulunmamız istenen Âl-i Muhammed (s.a.v) kimlerdir?” 
Peygamber Efendimiz (s.a.v), “Onlar;  gönül ehli, vefa sahibi, bana iman etmiş ve ihlâs sahibi olmuş  kimselerdir”  buyurdu.

Resûlullah Efendimiz’e (s.a.v) gönül ehli, vefa sahibi olan Âl-i Muhammed’in belirgin özelliklerinin neler olduğu sorulunca şöyle buyurmuştur:
“Benim muhabbetimi sevilen her şeye tercih etmek ve gönüllerinin benim hatıramla meşgul olması ve bana çokça salâvat getirmeleri, onların Allah’ı zikretmekten sonra gelen en belirgin özelliklerindendir.”

Resûlullah Efendimiz’e (s.a.v), “Sana en güçlü şekilde iman eden kimdir? Diye sorulunca şöyle cevap verdi:
“Beni görmediği halde iman etmiş olan mümin, bana olan sevgisini, sadakat ve şevkle göstermiş demektir. Bu kişinin en belirgin özelliği, beni görmek için sahip olduğu her şeyi feda etmeye hazır olmasıdır. Yer dolusu altını olsa, beni görmek için onları feda eder. Çünkü bu kul, bana gerçekten inanmış ve bana olan muhabbetinde ihlâs sahibi olmuştur.”

Peygamber Efendimiz’e (s.a.v) şöyle soruldu:
“Ey Allah’ın Resûlü! Senin vefatından sonra gelecek olanlardan, sana salât ve selâm okuyan kişileri nasıl tanırsın?”
Resûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) şöyle cevap vermiştir:
“Beni gerçekten sevenlerin okudukları salât ve selâmı işitir, kendilerini de tanırım. Beni gerçekten sevmeyenlerin okudukları salâtlar ise bana vasıtalı olarak arz olunur.''

Delail-ül Hayrat - 1. Gün PazartesiTürkçe Meal
Delail-ül Hayrat - 2. Gün SalıTürkçe Meal
Delail-ül Hayrat - 3. Gün ÇarşambaTürkçe Meal
Delail-ül Hayrat - 4. Gün PerşembeTürkçe Meal
Delail-ül Hayrat - 5. Gün CumaTürkçe Meal
Delail-ül Hayrat - 6. Gün CumartesiTürkçe Meal
Delail-ül Hayrat - 7. Gün PazarTürkçe Meal

Delail-ül Hayrat - 1. Gün PazartesiArapça Okunuşu
Delail-ül Hayrat - 2. Gün SalıArapça Okunuşu
Delail-ül Hayrat - 3. Gün ÇarşambaArapça Okunuşu
Delail-ül Hayrat - 4. Gün PerşembeArapça Okunuşu
Delail-ül Hayrat - 5. Gün CumaArapça Okunuşu
Delail-ül Hayrat - 6. Gün CumartesiArapça Okunuşu
Delail-ül Hayrat - 7. Gün PazarArapça Okunuşu


Üyelik Girişi
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam8
Toplam Ziyaret67331
Editörün Seçtikleri
Kütübü Sitte
Dua İstiyorum